BİRECİĞİN CESUR DOGRU TARAFSIZ HABER SİTESİNE HOŞGELDİNİZ-
$ DOLAR → Alış: 3,51 / Satış: 3,53
€ EURO → Alış: 4,18 / Satış: 4,20

KÜBRA KILIÇARSLAN Öfkelenme Pehlivan!

nsan dünyada tek başına yaşayamaz. Hayatını diğer insanlarla beraber sürdürmek zorundadır. Böyle olunca da “anlayışsız” bazı kimselerle karşılaşmak, onlar tarafından rahatsız edilip incitilmek olasıdır.

Misafir Yazar
Misafir Yazar
  • 28.07.2017
  • 86 kez okundu

KÜBRA KILIÇARSLAN

Öfkelenme Pehlivan!

İnsan dünyada tek başına yaşayamaz. Hayatını diğer insanlarla beraber sürdürmek zorundadır. Böyle olunca da “anlayışsız” bazı kimselerle karşılaşmak, onlar tarafından rahatsız edilip incitilmek olasıdır. İşte o zaman insanın içinden kabarıp gelen öfkeyi tutması, mümkünse onu büsbütün yutması ve hatta yapabiliyorsa kalbindeki öfke izlerini silip atması onun “iyi bir Müslüman” olduğunu gösterir.
Resulullah Efendimiz (SAV) bir gün; ”Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu. Ashab, “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler. Resulullah, ”Hayır.” dedi, “Gerçek pehlivan öfkelendiği zaman öfkesine hâkim olabilen kimsedir.”(1)
İnsan dünyada tek başına yaşayamaz. Hayatını diğer insanlarla beraber sürdürmek zorundadır. Böyle olunca da “anlayışsız” bazı kimselerle karşılaşmak, onlar tarafından rahatsız edilip incitilmek olasıdır. İşte o zaman insanın içinden kabarıp gelen öfkeyi tutması, mümkünse onu büsbütün yutması ve hatta yapabiliyorsa kalbindeki öfke izlerini silip atması onun “iyi bir Müslüman” olduğunu gösterir. Bu zor davranışın mükâfatı, Allah’ın sevgi ve takdirini kazanmaktır. Böyle bir ödülü de alabilmek için değil öfkesini yenmek, canını dahi seve seve vermelidir bir Müslüman.
Günlük hayatımız içerisinde birçok olayla karşı karşıya kalabiliyoruz. Her bir olay bizde farklı duygulara sebep olabiliyor ve farklı izler bırakabiliyor. Bu olayları yaşadığımız an/zaman, kişi veya daha farklı sebeplerden dolayı kendimizden hiç ummadığımız hareketler sergileyebiliyoruz. Çok heyecanlanıp bir şey kırmak, çok mutlu olup çığlık atmak veya asıl konumuz olan öfke kontrolümüzü kaybedip telafisi olmayan hatalar yapmak gibi.
Gazetelerin üçüncü sayfasında ve televizyon kanallarında her gün cinnet geçiren kocalar, intihar eden gençler, küçücük çocukların kavgası yüzünden katil olan komşular ve daha sayısız haber okuyup izliyoruz. Tüm bunların altında yatan sebep, öfke kontrolünü sağlayamamak ve peygamberin mesajlarından bihaber olmaktır. Zira bizler Resulullah Efendimiz (SAV)’i örnek almaya hem dünyamız için hem de ahretimiz için mecburuz. Çünkü İslam dini sadece uhrevi konuları değil; içtiğimiz sudan, sofradaki oturuş şeklimize kadar bütün dünya hayatımızı da kapsamaktadır. Yaratanımız olan Allah-u Teâlâ, en güzel yaşayış biçimini bize İslam’la anlatmaktadır. Dolayısıyla ihtiyaç duyduğumuz her konuyu, ‘kulaktan dolma’ bilgilerle değil ayet ve hadis ışığında araştırarak uygulamalıyız.
Bir adam, “Ey Allah’ın Resulü! Bana kısa bir nasihatte bulun, uzun olmasın. Ta ki nasihatini unutmayayım” demişti. (Bunu birkaç kere tekrar eder.) Efendimiz aleyhissalatu vesselam (bir kelimeyle) ”Öfkelenme!” cevabını veriyor.(2)
Peygamber Efendimiz (AS)’in öfke konusunda bu kadar hassas olması, şüphesiz doğurduğu sonuçlardan dolayıdır. Öfke kontrolünü kaybeden insan, bir saniyeyle yıllarını heba edebiliyor. Cinnet geçiren bir koca sadece birkaç dakikalık öfkeyle tüm ailesinin, en sonunda da kendisinin katili olabiliyor –Allah muhafaza–. Hâlbuki ne demişti Efendimiz (AS), ”Öfkelenme!”.
O anda Resulullah’ın sözünü hatırlayıp susarak ve öfkesini yuttuktan sonra daha sağlıklı düşünebilecek duruma geldiğinde yaşadığı duruma bir çözüm aramak, belki de o durumu çözmesine ve bir ömür ailesiyle mutlu, mesut yaşamasına neden olacaktı. Elbette ki bizi öfkelendirecek nedenler asla bitmeyecek ama bizler müminler olarak Resulullah (SAV)’ın nasihatine kulak verip öncelikle öfkemizle baş etmeyi daha sonra da onu olması gerektiği gibi ve ölçüde kullanmayı amaç edinmeliyiz.
Asıl mesaja değinecek olursak; bizler yani hanımlar toplumun yetiştiricisi ve terbiyecisi olarak, öfke kontrolünün en güçlü kolunu elimizde tutmaktayız. Eşlerimizi çoğu zaman bizler yönlendiriyor, çocuklarımızı yetiştirmede de en büyük katkıyı bizler sağlıyoruz. Dolayısıyla şüphe yok ki bütün toplumsal olayların temelinde kadınların rolü, oldukça büyük ve önemlidir.
Öfke kontrolünü sağlayabilen bir toplum yetiştirmek ve buna sebep olmak istiyorsak en başta kendi öfkemizi kontrol etmeyi ve bununla örnek olmayı başarmalıyız. Eşimize, çocuklarımıza ve çevremize karşı öfke duyduğumuz her anda Resulullah Efendimiz (AS)’in “Öfkelenme” deyişi kulaklarımızı çınlatmalıdır. Haklı olduğumuz halde eşimizle bir durum hakkında konuşurken konu tartışmaya sürüklendiğinde, karşı taraf ne kadar tahrik ederse etsin biz sakince konuşmaktan vazgeçmemeli, eğer yapamıyorsak imâda bulunmadan sükût etmeliyiz. Bu şekilde davranarak, şüphesiz tartışarak düşeceğimiz o kötü durumdan çok daha iyi bir durumda olacağız.
Unutmayalım ki Peygamber Efendimiz, öfkesini kâfire, merhametini ümmetine saklardı. Zira ümmetinden birini günah işlerken gördüğünde dahi onu tevazu ve yumuşaklığıyla uyarırdı. Çünkü öfkesini, onu bu günaha sürükleyen şeytana beslerdi. Şeytana aldanıp günaha giren mümine ancak üzülüp, merhamet ederdi.
Şimdi ne oluyor bize ki ahretimiz şöyle dursun, dünyevi meseleler yüzünden Müslümanlar olarak bu kadar kin ve öfke duyuyoruz birbirimize. Oysa biz bir ümmetiz ve yekvücuduz. Onun cemaati, bunun tarikatı yok. Hepimizin ortak noktası ve yaşama sebebi olan bir tek şey var; İslam davası.
Çocuğumuz birkaç defa aynı hatayı yaptı diye öfkelenirsek, yetişen toplumdan merhamet beklemek akıl kârı olmaz. Bizler Resulullah Efendimiz (AS) gibi en baştan yani evimizden başlayacağız. Önce kendi öfkemizi ele alarak sükûnet ve tevazuuyla konuları tartışmalı ve çözüme kavuşturmalıyız. Bu şekilde ilk dersimizi evimizde uygulamış olarak devamında komşu ve akrabalarımıza öfkenin sebep olduğu felaketleri anlatıp öfke kontrolünün hayatımıza kazandırdıklarından bahsetmeliyiz. Böylece öfkesini yenen bir pehlivan olmakla beraber, evimizde “pehlivan”lar yetiştirip çevremizi de pehlivanlaştırmaya vesile olacağız Allah’ın izniyle.
Rabbim bizi Resulullah (SAV)’ın yoluyla öfkesini yenen pehlivanlardan ve böyle pehlivanları yetiştirenlerden eylesin. (Âmin)
1- Müslim,birr,106, (2608) | Ebu Davut, edep 3,(4779)
2- Buhari, edep 76| Tirmizi,173 (2021) | Muvattahüsnü’l-hulk 11,(2,906)
Kübra Kılıçarslan | Nisanur Dergisi | Temmuz 2017 | 68. Sayı
Yorum Yap!
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir